HAYATI KOLAYLAŞTIRMAK

Güzel bir bahar gününden ve İstanbul’dan merhaba; İstanbul’da hayat hep zordur denilir ya, aslında baktığınız açıya göre, hayat her yerde zordur. Yüzyılımızın tüm teknolojik buluşları ve gelişmeleri insan hayatını kolaylaştırmıştır elbet.

Ev işlerini nerdeyse tamamen üstlenen robotlar, konforun en alasını sunan otomobiller, kara-hava-deniz taşıtları, artık daha ne özelliklisi çıkacak diye merak ettiğimiz cep telefonları, bilgisayarlar ve pek tabi ki bizleri de buluşturan internet…
Tüm bu saydıklarım ve sayamadığım birçok yeniliklerle, teknolojik gelişmeler, insan hayatını kolaylaştırmak için yapılıyor.
Bu durumda, bu teknolojileri kullanan herkes çok mutlu olmalı.
Oysa şöyle bir etrafımıza baktığımızda, çok da mutluluğa rastlayamıyoruz.
Bir bezginlik, yılgınlık, her şeyden şikayet ve memnuniyetsizlik almış başını gidiyor…
Bence tüm teknolojik gelişmeler, lüks yaşantı imkanları bir yana, insan hayatını kolaylaştıran ve güzelleştiren; en yakınından en uzağına kadar çevresindeki insanlardır.
Eğer çevrenizdeki insanlar sizin hayatınızı kolaylaştırmıyorsa, ne kadar ileri teknolojiyle veya lüks içinde yaşarsanız yaşayın, hayatınız size zor gelecektir.
Eşiniz, çocuğunuz / çocuklarınız, anneniz, babanız, ev arkadaşınız, akrabalarınız, komşularınız, arkadaşlarınız, iş arkadaşlarınız, semtinizde yaşayanlar, aynı ülkeyi paylaştığınız yurttaşlarınız ve nihayetinde tüm dünya: İnsana insan olduğu için saygı göstermeyi, ve hoşgörüyü öğrenmedikçe, hayatlar hep zorlaşacaktır.

İnsanların, yuvam dediği evinde mutlu olması çok önemlidir.
Ama sadece evin içinde mutlu olmak yeterli olmuyor.
Evinde, eşiyle, çocuğuyla, annesi-babasıyla mutlu olan insanlar, dışarıya, sokağa çıktığında da mutlu olmayı hak ediyor.
Oysa, son derece keyifle işine, alışverişine ya da gezmesine gitmek için dışarı çıkan birçok insan; kaldırımda sakınmadan, çarparak yanından geçenler; aracını üstüne sürenler; yahut sağına soluna bakmadan aracının önüne çıkanlar; çöpe atılması gereken her şeyi sokağa atanlar yüzünden tüm keyiflerini yitiriyor.
Hatta sinirlenebiliyor, konuyla alakası olamayan başka birilerine kızıp onları üzebiliyor.
Dışarıda yaşanan ve küçük ayrıntı gibi görünen bir olumsuzluk, işyerine veya eve taşınabiliyor, huzursuzluğa neden olabiliyor.
Aynı şekilde, dünyanın diğer ucunda yaşayan insanlarla ilgili, televizyondan veya internetten öğrendiğimiz olumsuz bir haber, tüm keyfimizi kaçırabiliyor. Bu yüzden, sadece evimizde mutlu olmamız, hayatı kolay yaşamamız yeterli olmuyor.
Aynı apartmanı, aynı semti, aynı şehri, aynı ülkeyi, hatta aynı dünyayı paylaştığımız insanların da hayatı kolay yaşaması, mutlu olması gerekiyor.
Bizler, kolay ve mutlu bir hayat yaşamak istiyorsak, önce kendimizden başlamalıyız.
Yani önce kendimiz, en yakınımızdakinden, en uzağımızdakine kadar, tüm insanların hayatını kolaylaştırmalıyız.
Saygı görmek istiyorsak önce saygı göstermeli; sevilmek istiyorsak önce şartsız-koşulsuz sevebilmeli; hoşgörü istiyorsak önce hoşgörülü olabilmeli; sözümüzün dinlenilmesini istiyorsak önce söz söyleyenleri dinleyebilmeli; bir şeyler almak istiyorsak da önce vermeyi öğrenebilmeliyiz.
Bizler maalesef İstanbul’da, hatta tüm Türkiye’de, en eğitimlimizden en eğitimsizimize kadar, kendimizi es geçip, hep karşımızdakinden/karşımızdakilerden bekliyoruz her şeyi…
Saygıyı önce karşımızdaki göstermeli, önce o çok sevmeli, önce o çok dinlemeli, önce o çok anlayışlı olabilmeli, önce o çok verici olmalı….
Herkes; “ben, önce ben” diyor.
Böyle olunca da, her nerede ve kiminle yaşıyor olursak olalım hayat çekilmez oluyor.
Bu konuda yazılacak daha çok şey var.
Ama ben sözü, yine bir şiirle bitirmek istiyorum:
Yaratırken yüce Allah Adem’i;
Dünyadaki sınırları çizmedi.
Renk verdi,
Dil verdi,
İnanç verdi.
Taraf tutup ezmedi.
Yaratırken yüce Allah Ademi,
Tespih gibi bir kalıba dizmedi.
Akıl verdi,
His verdi,
Güç verdi,
“ Hepiniz insansınız Kardeşçe yaşarsınız,
Tüm Dünya sizin “ dedi.
NE YAZIK!
Boş buldu meydanı Adem: “Para” dedi, “Koltuk” dedi, “Mal” dedi. Yetmedi...
“Fesat” dedi,
“Haset” dedi,
“Hırs” dedi, Bitmedi...
“Sağ” dedi,
“Sol” dedi,
“Öldür” dedi,
“Öl” dedi.
Cehenneme çevirip
DÜNYA denen cenneti,
İnsanca yaşamanın güzelliğini sezmedi...
Can ARPAÇ
Hayatı kolaylaştıran ve hayatı kolaylaştırılan insanlardan olmak dileğiyle, esen kalınız…

Asiye YILDIZ TANÇ
   30.03.2010


 

Login


 

Ziyaretçi Defteri

SİTE YAZARLARIMIZA
Selam ve Merhaba Sitemizin köşe yazarlarına sitemize uzun zamandır yazılarınız gelmiyor. Sit...

Soy Ağacı

Sülaleye dayali Soy Ağacimiz.

Devamini oku...

Ilkokul Mezunlarimiz

Eğridereköyü İlkokulu ilk olarak 1948 - 2008 Eğitim Yili

Calisma Asamasinda

Eğridere Köyü Facebook

Sosyal Medyada da, beraber kalalim.

Takip et...

Go to top